Özgül Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme, kişinin duyu organları ile çevresinden aldığı bilgileri işleyerek daha önceki deneyimleri ile birleştirip yeni davranışlar kazanmasıdır. Okul öncesi dönemde çocuklar daha çok karşısındakini gözlemleyip somut nesnelerle ilişki kurarak öğrenirler. Yaş büyüdükçe öğrenme becerileri de gelişir fakat bazen öğretim için gerekli koşullar ve materyaller hazırlansa da çocuklarda öğrenme güç  olabilir. Bu durumun sebepleri arasında; dikkat eksikliği, zayıf hafıza ya da öğrenme güçlükleri yer alır.

Okul öncesi dönemde kazanılması gereken beceriler arasında;

-Kendini tanıyıp, fiziksel özelliklerini anlatabilme

-Duygularını ifade edebilme

-Arkadaşlarını tanıyıp onları dinleyebilme, çalışma esnasında sıra alıp bekleyebilme

-Renkleri,  sayıları ve geometrik şekilleri tanıyabilme

-Şekillerden örüntü oluşturup parça bütün ilişkisini kavrayabilme

-Karşısındaki kişiyi dinleyerek sorulan sorulara uygun cevap verebilme

-Üç- dört kelimeyi aklında tutabilme

-Gördüğü nesnelerin isimlerini hafızasından çağırabilme

-El göz koordinasyonu gerektirecek çalışmaları yaşına uygun şekilde yapabilme

-Gördüğü şeklin aynısını kopyalayabilme (modelleme)

-Kalemi doğru tutarak yaşına uygun çizimler yapabilme

-Sorumluluk alabilme gibi beceriler yer alır.

İlkokulda kazanılması beklenen beceriler okul öncesindeki becerilere ek olarak ;

-Ses farkındalığının oluşması, sesleri ayırt edebilme

-Duyduğu sesleri ve kelimeleri yazabilme

-Yazılan kelimeleri okuyabilme, kelimelerden anlamlı cümleler oluşturup yazabilme

-Akıcı okumaya geçiş

-Doğal sayılar ile toplama ve çıkartma işlemi yapabilme

-Okuduğu problemi kavrayarak çözüm yolu bulabilme

-Ardıl işlem becerisi gerektiren çarpım tablosunu ezberleyebilme vardır.

 

Çocuklarda öğrenme güçlüğünün kesinleşmesi birinci sınıfın sonuna doğru olmakla beraber, yine de okul öncesi dönemde bazı ipuçları görebiliriz. Örneğin çocuğun renkleri çok zor öğrenmesi ya da karıştırması, rakamları sıralı bir şekilde söyleyemeyip, yazarken de ters yazması (özellikle de çalışıldığı halde inatçı bir şekilde düzelme olmuyorsa), kelime haznesinin, yaratıcılığın ve ifade edici dilin düşük olması, görsel ve işitsel hafıza kapasitesinin düşük, dikkat süresinin çok kısa olması, çocukta öğrenme güçlüğünün ip uçları arasındadır.

 Okul öncesi dönemdeki bu zorluklar ilkokulda;

-Sesleri ayırt etme

-Sesleri doğru yazma

-Seslerden hece, hecelerden kelime, kelimelerden cümle oluştururken zorlanma ve eksik yazma

-Akıcı okumaya geçememe

-Okurken harf ve hece atlama

-Ters yazma, harf ya da hece atlayarak okuma

-Gördüğü veya duyduğu kelimeleri yazarken akranlarına yetişememe

-Basit matematik işlemlerini yapamama, rakamları karıştırma

-Çarpım tablosunu ezberleyememe

-Okuduğu problemin muhakemesini kuramama ve işlem becerisinde zorluk yaşama

-Dikkat ve hafızanın zayıf oluşundan dolayı sınıftaki işleyişe yetişememe şeklinde karşımıza çıkar.

Öğrenme güçlüğünün türleri nelerdir?

Öğrenme güçlüğünü üç ana başlıkta toplayabiliriz.

  • Disleksi : Okuma güçlüğüdür. Okurken harf ve hece atlama, akıcı okumaya geçemeyişi ifade eder. Dislektik çocukların zekası normal veya parlak olmasına rağmen okumayı kavramakta çok zorlanırlar. Sesleri karıştırır, birleştirme esnasında unutma yaşar, birleştirse bile eksik okuyabilir.
  • Diskalkuli: Matematik öğrenme güçlüğüdür. Diskalkulisi olan çocuklar rakamları fark etmede, işlem becerisinde, okuduğu problemi muhakeme etme ve çözüm odaklı düşünmede zorluk yaşarlar.
  • Disgrafi: Yazı bozukluğudur. Gördüğünü ve işittiğini yazarken yanlış veya eksik yazma, harflerin yönünü ters yazıp boşluk bırakmamaktan kaynaklı oluşan problemlerdir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarla nasıl çalışıyoruz?

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar normal veya parlak zekaya sahiplerdir. Onları farklı kılan sadece farklı öğrenmeleridir. Kimi çocuk yüksek görsel hafızaya sahiptir ve görsel kodlama yaparak çoğu bilgiyi edinebilir, kimi ise işitsel çalışmalar ile dinleyerek daha iyi öğrenir. Aslında öğrenme güçlüğünün altında yatan sebeplerden biri görsel ve işitsel sistemin uyumlu çalışmamasıdır. Bundan dolayı çocuklarla çalışırken hem görsel hem de işitsel sistemi koordineli çalıştıracak egzersizlerden oluşan bir eğitim planlıyoruz. “Peki normal zekaya sahipse çocuklar neden bu kadar zor öğreniyor?” sorusunu, zayıf hafıza ve dikkat eksikliğinin sürece dahil olması ile açıklayabiliriz. Pandora Psikoloji’de bu tarz sıkıntılar yaşayan çocuklarla eğitim planlarken, hafıza çalışmaları, dikkat egzersizleri, sağ ve sol beyni aynı anda çalıştıracak çalışmaları mutlaka sürecimize dahil ediyoruz.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklara hangi programı uyguluyoruz?

Çocukları ayrıntılı bir değerlendirmeye alıp ona uygun bireysel bir eğitim planı çıkartıyoruz. Seslerin farkında olup akıcı okumaya geçememiş çocuklara kendi hazırladığımız çalışmalara ek olarak “Türkçe Prep” programını uyguluyoruz.

Matematik öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarla ise “Türkçe Math” programını uygulamaktayız.

Dislektik çocuklarda sosyal beceriler nasıl gözlemlenir?

Dislektik çocukların farkındalıkları oldukça yüksektir. Akademik olarak diğer çocuklardan daha zor öğrendiğini, yanlış ve ters yaptığının, yavaş veya eksik okuduğunun bilincindedirler. Bundan dolayı özgüvenleri sarsılır ve kendilerini akranlarından çekebilirler. Kimi zaman diğer çocuklar tarafından zorbalık da görebilirler ve bu durum çocuklarımızı derinden sarsabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda dislektik çocukların güçlü yönlerini ortaya çıkartıp kendi öğrenme stratejilerini fark etmelerini sağlamalıyız. Diğer çocuklara da herkesin farklı özellik ve yetenekleri olduğunu, empati kurmanın önemini ve her birinin çok özel olduğunu onlara öğretmeliyiz.

Ebeveyn ve ailelere nacizane öneriler;

-Çocuklarımızın nasıl öğrenebildiğini çözüp onun için en kolay ve en doğru yolu bulmalıyız.

-Öğrenme beceri ve stratejisini çözen çocuğun öğrenme hızının iki kat artacağını unutmamalıyız.

-Çocukların yaratıcılığını mutlaka öğretim planının içine katmalıyız.

-Dikkat ve hafıza çalışmalarını ihmal etmemeliyiz.

-Güçlü yönlerini ön plana çıkararak basitten zora doğru hedefler koymalıyız.

-Çalışmaların içine bol tekrar ve hareket eklemeliyiz.

-Yapılan çalışmalardan sonra nasıl başardığını, nerede zorlandığını, ne yapsa daha iyi olabileceğini çocukla konuşup kendi öğrenme sürecine dair farkındalığının artmasını sağlamalıyız.

En önemlisi diğer tüm çocuklar gibi onun da biricik ve özel olduğunu ona hissettirmeliyiz.

 

PSİKOLOJİK DANIŞMAN  EGE DURMAZ KÖSE