Pandora'nın Hikayesi

Pandora’nın hikayesini anlatmak için, bulutları aralayıp, Yunan mitolojisinin yuvasına, Olimpos Dağı’nın en tepesine çıkmalıyız.
Prometheus, Olimpos’un sisli zirvesinde yaşayan Zeus’tan ateşi çalarak insanoğlunun hizmetine sunduğunda Zeus çok öfkelendi. Karar verdi insanlıktan intikamını almaya. Çok gecikmeden Pandora’yı yarattı; çekici, alımlı, meraklı, çocuk ruhlu, narin Pandora’yı. Ama Prometheus’un kandırılamayacak kadar zeki olduğunu biliyordu Zeus, işte bu yüzden Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’un yanına gönderdi.

Epimetheus, ilk görüşte aşık oldu güzeller güzeli Pandora’ya. Zeus, bir düğün hediyesi sundu taze çifte: gizemli bir kutu… Kapağı asla açılmayacaktı, böyle demişti Pandora’ya Zeus. “İçindekileri kimse görmeyecek!”. Yasak, Pandora’nın gözünde kutuyu daha da cazip kıldı. Bakışlarını kutudan ayıramıyor, ellerini üzerinden çekemiyordu. “İpek kıyafetler mi vardı içinde, ışık saçan elmaslar mı?” Epimetheus’un olmadığı bir an, dayanamadı, hafiften kaldırdı kutunun kapağını. Ve paff! Zincirinden kopmuş yaratıklar gibi etrafa saçıldı tüm kötücül duygular. Öfke, nefret, kıskançlık, kibir, çaresizlik, hınç, azap, korku… Pandora dehşete kapıldı, acıyla tiz bir çığlık attı. Olan olmuştu, tüm zor duygular dünyaya yayılmış, çoktan insanoğlunun başına musallat edilmişti.

Çığlığı duyan Epimetheus, sevgili karısının yanına gelip onu kollarına aldı. Karısını sakinleştirmeye çalışırken bir ses işittiler, belli belirsiz bir tıkırtı. Kutudan geliyordu. “İş işten çoktan geçti, daha kötü ne olabilir ki?” diye düşünerek, yeniden kaldırdı Epimetheus kutunun kapağını.

Ve işte o zaman, kutunun dibine saklanmış, mavi bir kelebek, ışıldayan kanatlarıyla pırr etti uçtu yukarılara. Pandora’nın kalbindeki acı hafifledi, bir ferahlık yayıldı içine. Kutuda son kalan bu minik kelebek, insanoğlunun tüm zor duygulara göğüs gerebilmesini sağlayan yegane duygu, umuttu.

BİZİM PANDORA’MIZ VE MAVİ KELEBEK

Bazen öfke, özlem, kaygı, nefret, suçluluk, çaresizlik ya da sıkışmışlığı öyle ağır hissederiz ki, bu duygularla bir bütünmüşüz gibi gelir. Asla bitmeyecekler, yaşattıkları acı asla hafiflemeyecek zannederiz. Bir başka deyişle, kutunun içindeki kelebeğin tıkırtısını duymakta zorlanırız.
Halbuki, o güzelim kelebek, umut, her zaman oradadır.

Gelin, Pandora Psikoterapi’de kutudaki kelebeği saklandığı yerden el birliğiyle çıkaralım ve onu hak ettiği özgürlüğüne kavuşturalım.