Şizoid Kişilik Bozukluğu

Bazı insanlar için kalabalıklar değil, sessizlik güvenlidir. Yalnızlık bir eksiklik değil, hatta zaman zaman bir ayrıcalıktır. Bu insanlar sosyal ilişkilere karşı kayıtsız, duygusal yakınlığa karşı mesafelidir. Genellikle “içine kapanık”, “soğuk”, “mesafeli” gibi sıfatlarla tanımlanırlar. Ancak görünüşteki bu durgunluk, aslında çok daha karmaşık ve görünmez bir iç dünyanın yansıması olabilir. Şizoid kişilik bozukluğu (ŞKB), sosyal bağlardan geri çekilmenin, duygusal ifadenin sınırlı oluşunun ve içsel dünyaya yönelimin yoğun ve kalıcı biçimde yaşandığı bir kişilik örüntüsüdür.

Şizoid Kişilik Bozukluğu Nedir?

ŞKB, başkalarıyla yakın ilişki kurmaktan kaçınma, sosyal etkileşimlere ilgisizlik ve duygusal dışavurumda belirgin bir kısıtlılıkla karakterizedir. Bu kişiler başkalarıyla birlikte olmaktan keyif almaz, eleştiri ya da övgüye karşı kayıtsız kalır ve genellikle yalnız aktiviteleri tercih eder. Aileyle ya da romantik partnerle bile duygusal bir bağ kurmakta zorlanabilirler.

Ancak bu durum onların gerçeklikten koptuğu anlamına gelmez. Hayal dünyaları zengindir; fanteziler, içsel düşünceler ve gözlemlerle dolu bir iç evrenleri vardır. Ne var ki, bu dünya genellikle dışarıya kapalıdır.

Günlük Hayatta Şizoid Kişilik Bozukluğu Nasıl Görünür?

Şizoid kişilik yapısına sahip bireyler, dışarıdan “duygusuz”, “soğuk” ya da “uzak” olarak algılanabilirler. Bu kişiler ofis ortamında sessizdir, molalarda sohbet etmez, grup etkinliklerinden çekilirler. Övgü ya da eleştiri karşısında yüz ifadeleri bile değişmez.

Yakın ilişkilerde ise adeta görünmez olurlar. Partnerlerinin duygusal yakınlaşma çabalarına karşılık vermez, konuşmalardan uzak durur, çoğunlukla kendi iç dünyalarına dönerler. “İlişkiyi önemsemiyor musun?” gibi bir soru onlar için anlaşılması güç olabilir çünkü duyguları hem yaşamakta hem de ifade etmekte zorlanırlar.

Arkadaş çevresinde nadiren aktif bir rol alırlar. Doğum günü partileri, tatil planları ya da grup sohbetleri onlar için yorucu olabilir. Yalnızlık, sosyal yetersizlikten değil, bir tür huzur ihtiyacından kaynaklanır gibi görünür.

Neden Ortaya Çıkar?

Araştırmalar, ŞKB’nin genetik yatkınlıkla birlikte özellikle erken dönem bağlanma deneyimlerinden etkilendiğini göstermektedir. İhmal edilmişlik, duygusal mesafe, soğuk ebeveynlik gibi çocukluk yaşantıları, çocuğun insanlarla ilişki kurma becerisini sınırlayabilir.

Bu bireyler, duygusal yakınlık kurmanın riskli ya da gereksiz olduğu fikrini erken yaşta öğrenmiş olabilir. İç dünyalarında yoğun bir yalnızlık hissi taşısalar da, dış dünyaya bunu yansıtmaktan kaçınırlar. Zamanla bu durum, duyguların bastırıldığı, ilişkilerin gereksiz görüldüğü kalıcı bir kişilik yapısına dönüşebilir.

 

 

Bu İnsanlar Gerçekte Ne Yaşıyor?

Şizoid bireylerin bilişsel dünyalarında, dış dünya genellikle ilgisiz ve uzak bir arka plan olarak yer alır. Kendilerine yöneliktirler; çevreyle temas kurmaktan çok, gözlemlemeyi ve düşünmeyi tercih ederler. Bu durum zamanla, sosyal normların dışında bir konumlanmaya neden olabilir. Empati kurma biçimleri ise alışılmıştan farklıdır. Duygusal empati (başkasının duygularını hissetme) sınırlı olabilir ama entelektüel ya da gözlemsel empati gelişmiş olabilir. Yani birini “anlamaya” çalışırlar ama “hissetmek” konusunda mesafeli kalabilirler.

Şizoid kişilik bozukluğu, sadece “içe kapanıklık” ya da “utangaçlık” değildir. Çoğu zaman, duygusal yakınlığın riskli ya da anlamsız görüldüğü bir iç dünyadan kaynaklanır. Bu kişileri anlamak, yalnız kalmak isteyen biriyle, yalnızlığa mahkûm olmuş birini ayırt etmekle başlar. Toplum olarak duyguların dışa vurumuna büyük değer atfettiğimiz için, şizoid bireyler çoğunlukla eksik ya da hatalıymış gibi algılanır. Oysa belki de tek ihtiyaçları; iç dünyalarını tehdit etmeyen, onları değiştirmeye çalışmadan yanında durabilen bir bakışla karşılaşmaktır.

Tedavi Edilebilir mi?

Şizoid kişilik bozukluğu genellikle birey tarafından rahatsızlık olarak görülmez. Bu yüzden nadiren terapiye başvururlar. Ancak sosyal becerilerde güçlük yaşadıklarında ya da bir yakını yönlendirdiğinde terapiye gelebilirler.

Neler işe yarar?

  • Duyguları fark etme ve ifade etme becerilerini geliştirmek,
  • Sosyal etkileşimleri yapılandırılmış biçimde denemek,
  • Güvenli ve yargılayıcı olmayan bir terapötik ilişki kurmak.

İyileşme Ne Demek?

İyileşme;

Her sosyal ortamda rahat olmak değil,

  • Kendi duygularını fark etmek,
  • Bir ilişkide kalsa da kaçmak zorunda hissetmemek demek olabilir.

Küçük adımlar (örneğin bir arkadaşla kahve içmek) büyük bir dönüşümün parçası olabilir.

Yakınımda Şizoid Özellikler Gösteren Biri Varsa?

  • Zorlamadan, sınırlarına saygı göstererek yaklaş.
  • Duygusal tepkiler beklemek yerine sakinliğini anlamaya çalış.
  • Onu değiştirmek değil, bağ kurmak için alan yarat.